Fate/Stay Night
Fate/Stay Night - Kutsal Kase Savasi

Bilinmeyenler [Spoiler !]

Bilinmeyenler [Spoiler !]
Seriyi bitirmeden okumanız tavsiye edilmez. Bilindiği üzere Fate Stay Night 2004 çıkışlı bir visual novel game'in uyarlamasıdır ve hentai içeriklidir.Bu anime oyunu oynayan kişilere yönelik yapılmıştır.Oynamayanlarn farkedemeyeği birçok nokta var.Mangasından apayrı olup bu bölümde daha çok animesini inceleyeceğiz..

- Rin biseksueldir. (bkz: 15.bölüm)
- Rider'ın gerçek ustası Sakura'dır.(Saber,Rider'ı yokettiğinde Sakura'nın uzaklardaki ışığa bakma sebebi budur.)
- Shirou ve Sasuke'yi aynı kişi seslendiriyor.
Ilya:
- Shirou'dan yaşça büyük.
- Bir önceki kutsal kase savaşına tanıklık etti.
- Büyüyle yaratıldı.
- Donör olarakta Emiya Kiritsugu(shirou'nun üvey babası) kullanılmıştır.Bu nedenle Shiou Ilya'nın üvey abisidir.
- Savaştan yarım yıl sonra öleceği kesindir. (anime ve oyunda söylenmiş ancak nedeni bilinilmeyen birşey)
..
- Archer aslında Emiya Shirou'dur ve gelecekten gelmiştir.
- Sadece geçmişten değil gelecektende hizmetkarlar çağırılabilir.
- Archer'ın asıl amacı geçmişteki kendisini öldürerek bir paradoks yaratmaktır.(14.bölüm açılışta bu ikiliyi savaşırken görebilrsiniz)
- Saber Arturia Pendagron'dur.
Spoiler: (Göster)
"Kral Arthur mu? Saber bir erkek mi yani?" Bu sorulara düşünmeden önce gerçek
Arthur'u biraz inceleyelim.

Arthur, kral Uther Pendagron'un oğludur ancak bunu kimse bilmemektedir. O, Sir Ector tarafından büyütülmüştür. Arthur taşa saplanmış kılıcı
çıkarınca bu gerçek ortaya çıkar ve o gelecekteki Britanya kralı olma hakkını kazanır. Zaferden zafere koşar. Daha sonra kraliçe Morgause'a
aşık olur. Evli olmasına rağmen kraliçe ile birlikte olur. Ancak daha sonra Merlin Morgause'un onun kardeşi olduğunu söyler ve bu günah
yüzünden ikisinin çocuğunun Arthur'a ölüm getireceği kehanetinde bulunur. Arthur bu çocuğun öldürülmesini sağlamaya çalışır ama çocuk
hayatta kalır. Adı Mordred'dir. Daha sonra Arthur aşık olduğu Guinevere ile evlenir. Ancak zamanla Guinevere Arthur'un şövalyelerinden
Lancelot'a aşık olur ve ikisinin bu aşkı imparatorluğun felaketi olur. Arthur da Camlann'daki savaşta Mordred'le karşı karşıya gelir ve ağır
yaralanır. Yanındaki şövalyesi Bedivere'den kılıcı Excalibur'u daha önce onu almış olduğu göle atmasını ister. Daha sonra ölmek üzereyken
Gölün Hanımı tarafından Avalon'a götürülür.

Arthur'un kılıcı hakkında bazı görüşler var. Kimi yerde taştan çıkardığı kılıçla Excalibur'un aynı olduğu, Excalibur ve Caliburn'un aynı kılıç
olduğunu söyleniyor. Ancak Arthur'un Excalibur'u Gölün Hanımı'ndan aldığı daha çok bilinir. Bu yüzden taştan çıkarılana Caliburn, Gölün
Hanımı'ndan alınana da Excaliburn dendiğini görülür bazı kaynaklarda.

Gelelim Fate/Stay Night'a. Bizim Saber olarak tanıdığımız kişi aslında Arturia Pendagron'dur.


Elden ele dolaşan ve bol spoiler içeren bu uzun yazıyı hiç bozmadan direk paylaşmak istedim. Emin olun okuduktan sonra daha çok seveceksiniz ;)

Spoiler: (Göster)

Fate/Stay Night kendisiyle aynı ismi taşıyan 2004 çıkışlı bir visual novel game'in uyarlamasıdır. Bu tür oyunlar hentai içerikli olur zaten. Rin
karakterinin biseksüel olduğunu ve hem Shirou'ya hem de Saber'a tutkun olması mesela.. 15. bölümde bunu farkedebilirsiniz.
Oyunda bu kısım oldukça "hentai"leştirilmiştir.. Oyun piyasaya çıktığı gün tüm rekorları alt üst etmiş. Daha sonra
2006'da izlemekte olduğunuz anime versiyonu yapılmış. Ancak bu kadarla kalınmamış. Bu hikayenin bitiminden yarım sene sonrasını konu
edinen Fate Hollow Ataraxia ve bir önceki Kutsal Kase savaşını konu edinen Fate/Zero da piyasaya sürülmüş durumda.Anime de daha çok
oyunu oynayanlara göre yapılmış ve oynamayanların fark edemeyeceği pek çok noktası var.Eğer animeyle sınırlı kalacaksanız gerçek
hikayenin 1/5'ini ancak öğreneceksiniz demektir. Oyun zaten Fate, Unlimited Blade Works ve Heaven's Feel adı altında üç farklı hikayeden
oluşuyor. Hepsi aynı noktada başlıyor ama olaylar ilerledikçe değişiyor. Anime serisi Fate senaryosuna göre uyarlanmış. Mangası ise
Unlimited Blade Works senaryosunu konu alıyor.

Animeyle sınırlı kalırsanız neden 1/5'ini ancak öğrenirsiniz?Anime oyunu oynayanlara yönelik. Bazı noktaların cevapları seride
tam verilmiyor. Hizmetkarların gerçek kimlikleri mesela.. Hikayeyi nasıl olsa biliyorsunuz, "hizmetkar" olmak için tarihte nam salmış bir
kahraman olmak lazım. Ancak kahraman olamasalar da çok ünlü oldukları için bazı karakterler de "hizmetkar" olarak çağrılabiliyor. Mesela,
Rider'ın Yunan mitolojisindeki Medusa olduğunu biliyor muydunuz? Hani yılan saçlı, gözlerine bakanı taşa çeviren kadın? Rider'ın gözlerinin
örtülü olmasının sebebi de budur işte. Ve yine animede açıkça verilmeyen bir konu; Rider'ın gerçek efendisi Shinji değil, Sakura'dır. Heaven's
Feel senaryosu da Sakura üzerine kuruludur zaten. Saber, Rider'ı yok ettiğinde kısa bir süre Sakura'yı uzaklardaki ışığa bakarken görmemizin
asıl sebebi de budur.

Shirou ve Sasuke'yi seslendirenlerin aynı kişi olduğunu biliyor muydunuz? F/SN'nin seiyuu kadrosu muhteşem. Zaten Saber'ı seslendiren kişi
Japonya'da en fazla animede seslendirme yapmış olan kadın.

Bu sefer de Ilya'dan bahsedelim. Küçücük, minicik ama şeytan Ilya'dan. Archer'ı öldürttüğünde ondan nefret etmeyen kaç kişi var?İşte bu bücür
aslında o kadar da küçük değil. Shirou'dan yaşça büyük. Hatta bir önceki Kutsal Kase savaşında bir efendi olmasa da etraftaymış.. Ailesi bu
savaşın önemli bir parçası biliyorsunuz. Yaşını göstermemesinin sebebi yine anormal fiziksel yapısından kaynaklanıyor. O normal bir insan gibi
dünyaya gelmemiş. Büyüyle oluşturulmuş. Donör olarak da bir zamanlar Einzbern ailesi adına çalışan Emiya Kiritsugu kullanılmış. Yani Shirou'yu
evlat edinen adam. Ilya, Kiritsugu'nun öz kızı; dolayısıyla Shirou'nun üvey kardeşi oluyor. Belki de bu sebepten ona sürekli "onii-chan" diyordur.
Her ne kadar oyunda da, animede de görmesek de Ilya ile ilgili önemli bir bilgi var. O da bu savaştan yarım yıl kadar sonra öleceği.. Peki henüz
gerçekleşmediği halde bunu nerden biliyoruz?

Bildiğiniz gibi Archer çok ama çok özel bir savaşçıydı. Çağırılışı sırasında Rin'in yaptığı hata yüzünden hafızasını kaybettiğini söylüyordu.
Ancak pek çok şey onun bu konuda yalan söylediğini gösterir biçimde. Ayrıca gerek Rin'in gerekse de Lancer'ın ağzından daha önce ona
benzeyen bir kahramanı hiç duymadıklarını işittik. Okçu sınıfına ait bir savaşçı iki kılıç birden kullanabiliyor ve bütün savaşçılar arasında en hızlı
olarak bilinen Lancer'ın saldırısını püskürtebiliyor! Böyle bir savaşçı daha önce hiç duyulmadı! Bunun sebebi ne? Bunun sebebi Archer'ın
diğerleri gibi geçmişten değil gelecekten gelen bir savaşçı olması. Bir büyücü zamanın herhangi bir noktasında ünlü olmuş bir savaşçıyı
çağırma hakkına sahip. Ancak daha önce kimse gelecekten birini çağırmadığından olsa gerek böyle bir şeyin olabileceğine ihtimal
vermiyorlardı.

Böylelikle Archer olarak bildiğimiz bu müthiş karizmatik karakterin gerçek kimliğine gelelim. Daha önce de bahsedildiği gibi Archer hafızasını
kaybettiğini söylerken yalan söylemekteydi. Aslında o gerçekte kim olduğunu pek iyi biliyordu. O aslında serinin asıl kahramanı Emiya
Shirou'nun ta kendisiydi! Evet; o herkesi kurtarmak için sürekli kendinden bir şeyler feda etmeye niyetli, hayalperest çocuk gelecekte
Archer'a dönüşecekti.

NOT:Bu noktadan sonra serinin finali ifşa edilmektedir.Dikkatinize....

Son kutsal kase savaşında yaptıkları; Kotomine Kirei'yi öldürmesi ve kaseyi yok ettirmesi Shirou'ya bir kahraman olma yolunda oldukça fazla
kredi sağlamıştı. Savaştan 6 ay kadar sonra bir kardeş olarak gördüğü (ve gerçekten de üvey kardeşi olan) Ilya'nın ölümü Shirou'yu kendini
suçlamaya itti. Shirou'nun düşünce sistemini biliyorsunuz. Herkesi kurtarmak isteyen biri o. Ilya'yı kurtaramamış olmak Shirou'nun sürekli
vicdan azabı yaşamasına sebep oldu. Daha önce Ilya'nın ölümünden bahsedilmişti yazıda. Bunu gelecekten gelen Archer sayesinde öğreniyoruz
oyunda. Shirou büyüdükçe ondaki bu herkesi kurtarma saplantısı iç dünyasını etkilemeye devam etti. Bir kahraman olmasına rağmen
daima kayıplar veriyordu. Ölenler yüzünden, kurtaramadıkları yüzünden sürekli kendini suçluyordu. O da tarihte nam salacak kadar ünlü olup
geçmişe bir büyücünün hizmetkarı olarak gitmeyi planladı. Sonucu da gördük, koskoca Berserker'i 5 kere (oyunda 6) öldürecek kadar güçlü
biri olmuştu. F/SN serisini biliyorsanız bir savaşçının gerçek gücünün kendi fiziksel kuvvetinden ya da yeteneklerinden değil, efsanesinin yer
yüzünde ne kadar yayılmış ve bilinmiş olmasından kaynaklandığını da bilirsiniz. Berserker/Herkül gibi "en kuvvetli" olarak bilinen bir savaşçıyı
yenebilmesi için Archer'ın gelecekte ne kadar ünlü olduğunu siz tahmin edin artık.

Archer'ın geçmişe gitme amacı neydi peki? Kendisine acıdan başka bir şey vermeyen boş "herkesi kurtarma" düşüncesini yok etmek.
İnanılmaz ama; Archer'ın asıl amacı kendi geçmişini, yani Shirou'yu öldürerek zamanda bir paradoks yaratmaktı. 14. bölümden sonra açılış
parçası değişir ve yeni açılışta biz Archer ve Shirou'yu birbirine saldırırken görürüz. Oysa animede böyle bir sahne hiçbir zaman
yayınlanmamıştır. Bu oyuna bir göndermedir, hikayenin aslını bilmeyenler ise maalesef bu konudan hiçbir şey anlamamaktadır. Archer Rin'in
hizmetindeyken sürekli Shirou'yla tartışır, onu aşağılar. Sürekli herkesi kurtarma amacının ne kadar boş ve işe yaramaz olduğundan, Saber'ın
yerine savaşmaya çalışmasının Saber'a hiçbir fayda sağlamadığından bahseder. Hatta bir keresinde "Çok garip, öldürmem gereken kişiye
nasihat ediyorum." demiştir. Aslında bir hizmetkarın bütün diğer büyücüleri öldürmeye çalışması savaşın temel unsurudur; ancak burada
farkedilen nokta Archer'ın kendi planlarından söz ettiği.Oyundaki Unlimited Blade Works senaryosunda (adından da anlaşılacağı gibi Archer'ın
ön planda olduğu bir senaryodur) Archer Shirou'yu bu düşünceleri yüzünden öldürmek ister. Shirou Berserker'la yapılan bir savaşta tek kolunu
kaybetmiştir. Archer da onları kurtarmak için animedekine benzer bir biçimde kendini ortaya atar. Ayrıca bütün bu olaylar sonrasında
Shirou'nun düşünce sisteminin değiştiğini görür ve yok olmadan önce kolunu Shirou'ya verir. Zaten ikisi de gerçekte Emiya Shirou
olduklarından kolun Shirou'nun kaybettiğinin yerini alması zor olmaz.

Archer kızkardeşi olarak gördüğü için Ilya'ya çok değer verir. Animenin başlarındaki Saber-Berserker karşılaşmasını hatırlayın. Saber
Shirou'nun son andaki hamlesiyle kurtulmuştu. Mangada bu savaşta Archer da yer alır. Rin ondan Ilya'yı vurmasını ister. Kilometrelerce
ötedeki bir köprünün direklerindeki çiviyi bile görebilen Archer ise Ilya'yı ıskalar. Animesinde benzer bir sahneyi 14. bölümde, onun ölümünden
kısa bir süre önce görüyoruz. Archer kılıçlarından birini Ilya'ya doğru fırlatır ama kılıç ona isabet etmez, lambayı kırarak karanlığın çökmesini
sağlar. Bu iki durumda da Archer istemiş olsaydı Ilya'yı kolaylıkla öldürebilirdi, ama ona olan sevgisi buna engel olmuştur. Üstelik ona "Hala
eskisi kadar acımasızsın." demesi de Archer'ın Ilya'yı tanıdığı yönünde çok güçlü bir kanıttır sadece animeyi takip edenler için.

Anime serisinde Archer ve Shirou'nun aynı kişi olduğunu anlamak çok zor; ama imkansız değil. Özellikle de 14. bölümün en sonunda yer alan
şu sahne çok büyük bir ip ucu niteliğinde. 2. bölümde Shirou'yu hayata döndürmek için Rin'in kullandığı mücevher, 14. bölümde Archer'ın
kaybolan bedeninin arkasından beliriyor.

En son Saber'ın gerçek kimliğinde kalmıştık. Anime serisinde bu açıklanmış olsa da oyunla birebir örtüşmediği için kafaları çok karıştıracak
düşüncelerin ortaya çıkmasına sebep oluyor.

Saber ve Shirou'nun birlikte Berserker'i yenmesinden sonra Saber'ın gerçek kimliği açıklanır. O efsanevî Kral Arthur'dur. Bunun ortaya
çıkmasından sonra internette pek çok kişinin şok geçirmiştir. "Kral Arthur mu? Saber bir erkek mi yani?" Bu sorulara düşünmeden önce gerçek
Arthur'u biraz inceleyelim.

Arthur, kral Uther Pendagron'un oğludur ancak bunu kimse bilmemektedir. O, Sir Ector tarafından büyütülmüştür. Arthur taşa saplanmış kılıcı
çıkarınca bu gerçek ortaya çıkar ve o gelecekteki Britanya kralı olma hakkını kazanır. Zaferden zafere koşar. Daha sonra kraliçe Morgause'a
aşık olur. Evli olmasına rağmen kraliçe ile birlikte olur. Ancak daha sonra Merlin Morgause'un onun kardeşi olduğunu söyler ve bu günah
yüzünden ikisinin çocuğunun Arthur'a ölüm getireceği kehanetinde bulunur. Arthur bu çocuğun öldürülmesini sağlamaya çalışır ama çocuk
hayatta kalır. Adı Mordred'dir. Daha sonra Arthur aşık olduğu Guinevere ile evlenir. Ancak zamanla Guinevere Arthur'un şövalyelerinden
Lancelot'a aşık olur ve ikisinin bu aşkı imparatorluğun felaketi olur. Arthur da Camlann'daki savaşta Mordred'le karşı karşıya gelir ve ağır
yaralanır. Yanındaki şövalyesi Bedivere'den kılıcı Excalibur'u daha önce onu almış olduğu göle atmasını ister. Daha sonra ölmek üzereyken
Gölün Hanımı tarafından Avalon'a götürülür.

Arthur'un kılıcı hakkında bazı görüşler var. Kimi yerde taştan çıkardığı kılıçla Excalibur'un aynı olduğu, Excalibur ve Caliburn'un aynı kılıç
olduğunu söyleniyor. Ancak Arthur'un Excalibur'u Gölün Hanımı'ndan aldığı daha çok bilinir. Bu yüzden taştan çıkarılana Caliburn, Gölün
Hanımı'ndan alınana da Excaliburn dendiğini görülür bazı kaynaklarda.

Gelelim Fate/Stay Night'a. Bizim Saber olarak tanıdığımız kişi aslında Arturia Pendagron'dur. Babası Uther halkının kadın bir lideri asla kabul
etmeyeceğini bildiği için kızının doğumunu duyurmaz. Merlin de kızı Sir Ector'a verir. Ector onu bir erkek gibi yetiştirir. Sonra taştaki kılıcı
çıkarmasıyla kralla olan bağı ortaya çıkar tahta geçer. Bununla birlikte halkının tüm yükünü de sırtına almayı kabul eder. Bir süre sonra taştan
çıkardığı Caliburn kırılır ve o da Gölün Hanımı'ndan Excalibur'u ve bu kılıcın kını olan kutsanmış Avalon'u alır. Arturia bu kına sahip olduğu
sürece ölümsüzdür. Ancak savaştan savaşa koşarken üstünde taşıdığı koca bir milletin yükü Arturia'nın suçluluk duymasına sebep olur.
Halkı için tüm duygularını öldürmüş ve kendisine ait bir hayata sahip olamamıştır. Bir seferde kutsanmış Avalon'unu çaldırır (dolayısıyla
ölümsüzlüğünü kaybeder); sonra ülkesine geri döndüğünde bir isyanla karşılaşır. Onun kanından büyüyle dünyaya getirilmiş -tıpkı Ilya gibi-
oğlu Mordred tarafından ağır şekilde yaralanır. Ölmeden önce Bedivere'den kılıcını göle atmasını ister. Son nefesini vermeden önceki son
dileği de başarısız bir kral olduğunu düşündüğü için ülkeyi başka bir kralın yönettiği bir dünyada hayatını baştan yaşayabilmek olur. Gerek bir
erkek gibi büyütülmesi, gerekse yaşadığı dönemin kültürel şartlarının bir kadın kahramanı kabul etmemesi yüzünden Arturia tarihe adını Kral
Arthur olarak yazdırır.Zaten animede de ilk onun hayatında değinildiğinde kayadan kılıcı çıkaracağı zaman yaşlı adam Saber.a Arturia diye
hitap eder.

Eveeeet, demek ki neymiş? Saber gerçekte bir erkek değilmiş. Shirou bir erkeğe aşık olmamış, 21. bölümde bir erkekle sevişmemiştir.
Ancak daha önce de yazıldığı gibi oyundan animeye çevirimde bölüm sayısının da kısıtlı olması göz önünde bulundurularak pek çok önemli
nokta atlanmıştır.

Archer'ın Shirou'nun gelecekten gelen hali olduğunu bilmeyen kalmadı sanırım. Neyse, 24. bölümün finaline gidelim.Finaldeki sahnede Shiro'nun
kendi kendine konuşmasına;
Çok yakınmış gibi geliyor, ama ellerimi uzatsam bile tutamıyorum. Öyle bile... Ona uzanamasam bile... Kalbimde kalacak şeyler var. Aynı
zamanda olmak... ve aynı gökyüzüne bakmak... Eğer bunu hatırlayabilirsem, birbirimizden uzakta olsak da, inanıyorum ki beraber olabiliriz.
Artık ileriye doğru koşacağım. Eğer hedefimi yeterince uzağa koyarsam, o zaman bir gün... hedeflediğim şeye ulaşacağım.

Burada önemli olan kısım neresi? "Eğer hedefimi yeterince uzağa koyarsam, o zaman bir gün... hedeflediğim şeye
ulaşacağım. " Kahramanlar öldükten sonra "Hall of Heroes (kahramanlar salonu)" denilen bir yere
gidiyorlar. Bu yüzden çoğunun kaseyi kazanmak gibi bir amacı yok, savaşa çağrıldıktan sonra sadece geriye, o salona dönmek istiyorlar.
Saber bir kahraman, dolayısıyla öldükten sonra gideceği yer de orası. Ancak Shirou yukarıda dediği gibi çok çalışır ve hedefine ulaşırsa,
yani bir gün kahraman olursa o da ölünce aynı salona gidecek. Eh, biz de Shirou'nun bir gün çok büyük bir kahraman, yani Archer olacağını
biliyoruz değil mi? Neden ikisi orda birlikte olamasın?


ALINTIDIR....